nisan kumru Nisan Kumru NİSAN KUMRU nİSAN kUMRU nisankumru NİSANKUMRU
 

 Ana sayfa | Hakkımda | Basında | Eserler | İletişim | Radyo günleri | Yazılarım

 
     
  Basında  
 

 

ÜÇÜNCÜ ÇEKMECE / Derkenar

Bahtiyar Aslan Dergah Edebiyat Sanat Dergisi/ Haziran 2006

Üçüncü Çekmece, Nisan Kumru’nun ilk hikâye kitabı. Yazar,1973 Konya doğumlu. Yüksek öğrenimini Atatürk Üniversitesi’nde tamamlamış. Eserini 2003 yılında askerlik görevini yaptığı Erzurum’da kaleme almış.

Eser yirmi üç ara başlıktan oluşan uzun bir hikâye niteliğinde. Bu ara başlıkların oluşturduğu bölümlerin çoğunun başında, bir masanın üçüncü çekmecesinin ağzından yazılmış epigraflara yer verilmiş. Yazar bu epigraflarla sanki okuyucusuyla konuşuyor ve “sizin hayatınıza üçüncü çekmece olarak” girmek istiyorum diyor. Üçüncü çekmeceye çeşitli anlamlar yüklemiş yazar; üçüncü çekmece kimi zaman bir mutfak dolabının, kimi zaman bir büro masasının çekmecesidir. Kimi zaman da insanların özel eşyalarını saklar, sırlarını paylaşır, onların ellerinden, kokularından hayatlarının gerçeğine sızmaya çalışır.

Hikâye, kahramanın askere gitmesinden hemen önce başlıyor ve “Şafak doğan güneş” başlıklı bölümle, askerliğin son günüyle bitiyor. Hikâyenin kahramanı, tıpkı yazar gibi daha önce tahsilini tamamladığı Erzurum’a askerlik yapmak üzere gidiyor. Bu yönüyle ele alınınca eser bir hikâyeden çok günlük olarak okunmaya daha elverişli görünüyor. Bu günlüğe zaman zaman gelen giden mektuplardan bölümler de dâhil ediliyor.

Hikâyenin ana karakteri da, diğer kahramanları da sıradan insanlardır. Düşleri de, sevinçleri de, hüzünleri de son derece sıradandır. Kahraman, içimizden biridir, olağanüstü bir hayatı yoktur. Yaşadıkları da, çevresinde olup bitenler de gündelik hayatın içinde sıkça karşılaştığımız türdendir. Kahramanımız bir sahil kasabasında öğretmenlik yapmakta ve bir dergide yazılar yazmaktadır. Okulundan ayrılıp askere gitmek için tecilini bozdurmuştur. Vedalaşmalar, onu tam yirmi üç yıl önce amcasının aynı yere askere gidişi sırasında aralarında yaşananlarla buluşturur. Eserin yirmi üç ara başlıktan oluşması bu noktada anlamlı gözüküyor.

Ancak hikâyenin bir yerinde kahramanın bir arkadaşına “Valla! Yirmi birinde gidiyorum.” demesi bir çelişki olarak duruyor. Bundan sonrası hep askerliğin hallerine ve bu hallerin insanı çekip götürdüğü hayallere, geçmişe dairdir. Hikâye, hep aynı kahramanın etrafında döner. Diğerleri sadece birer dekor gibi etkisiz olarak belli belirsiz yer alırlar eserde. Başta ana karakter olmak üzere hiçbirisinin fiziki portresi verilmemiştir. Bilinçli bir tercihtir bu ve sadeliği ve anonimliği vurgulamak için yapılmıştır. Bu tercih hikâyenin dilinde de kendini gösterir. Dil son derece samimi, içten ve şiirseldir. Yazar kimi zaman kahramanın dinlediği bir şarkının sözlerine, kimi zaman hafızasında yer etmiş bir şiirin mısralarına yer vererek oluşturduğu atmosfere bizi çekmeye çalışır. Hatta bazen dilin günlük hayata uygun olarak arabeskleştiği görülür. Bazen de okuyucu bir mensureyle karşı karşıya bırakılır. Eserin, daha çok günlük niteliği taşıması sebebiyle bir kurmacadan bahsetmek mümkün görünmemektedir. Bir sebep sonuç ilişkisinden hatta olaylar zincirinden yoksundur. Daha çok bir durum, bir atmosfer hikâyesidir. Bu atmosfer kahramanın zihninde belirir ve konuşur gibi, birisine anlatır gibi yansır esere. Ayrıntılar bu yüzden önemli değildir ve okuyucunun hayal gücüne bırakılır. Bu anlamda okuyucusuna inanan, güvenen bir yazarla karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz.

Yazar bize, sıradan birinin hayatından bir kesiti anlatıyor. Bu kesiti ele alırken de hayatın geri kalanından tamamen soyutlamıyor. Bu kesit, okuyucuya geçmişe dair anılarıyla, geçmişin özlemiyle ve geleceğe dair hayalleriyle yansıtılıyor. Sebepli sebepsiz geçmişe dönüyor kahraman. Çocukluğuna, yaşanan güzel anlara şahit oluyoruz. Hikâyedeki gerilim de geçmişle halin uyumsuzluğundan kaynaklanıyor. Fakat bu gerilim son derece tabii bir gerilimdir. Sorguların, arayışların yer almadığı, teslimiyetle yan yana bir gerilim. İsyandan bunalımdan uzak sade insanın hayatın bütün yönlerini şiirsel olarak ele alıp yorumlayışının hikâyesi Üçüncü Çekmece.

 

 
     
 
 Ana sayfa | Hakkımda | Basında | Eserler | İletişim | Radyo günleri | Yazılarım
 
     
 

Sitedeki yazı ve belgelerin yayın hakkı saklıdır. İzinsiz yayınlanamaz©                     ◄Geri  Yukarı