HAYATIMIZIN
SAYILARI VE NUMARALARI
Ben, bu sayfada
yazıcı milletinin bir mensubu olarak; hayatımızın beşiğinden mezarına
kadar her yerde karşımıza çıkan, (biz Türkler nasıl deriz, eee)
numaralardan bahsedeceğim, siz değerli okuyucu kitlesine.
Dünyaya ayak
bastığımız anda ilk karşılaştığımız numara doğum numarasıdır.
Bu numaraya bir nevi ayak bastı numarası da diyebiliriz. Bu
numarayla bizden çok ana babalarımız muhatap olur. Eğer doğum
hastanede gerçekleşmemiş ise böyle bir numaradan söz edilemez tabi.
Numaralar; “No:”
(no iki nokta üst üste) olarak yazılır, yada tanımlanır. Bunu uzmanlar
kolaylık olsun diye yapmışlardır. Hayatımızın bir çok evresinde
karşılaşacağımızı bildikleri için böyle bir yola tevessül etmişlerdir
uzman arkadaşlar. İleri görüşlü uzmanlar, insanımızın numaracı
(numaralarla haşır neşir anlamında) insanlardan müteşekkil bir güruh
olduğunu çok önceden keşfedebildikleri için bu tarz bir kıyağı bizden
esirgememişlerdir.
Şöyle bir durup
da düşünürsek; bunun ne büyük bir buluş, ne büyük bir nimet olduğunu
hemen kavrayıvermememiz içten bile değil. Sözgelimi uzmanlar bize
böyle bir kıyak yapmasalardı yani hayatımızın her evresinde; yediden
yetmişe, sokaktaki vatandaşından damdaki kemancısına kadar herkes,
kısaca “no” demek yerine her seferinde “numara” demek zorunda kalsaydı
hayat ne kadar yorucu olurdu değil mi?
Son tarihi
araştırmalara göre aslında numaraları oluşturan sayılar, çok uzun
kelimeler kullanarak ifade edilebiliyomuş. Ama az önce bahsi geçen
ileri görüşlü uzmanlar bunu memleket menfaatine kısaltmışlar.
No’nun uzun
adını bilebiliyoruz, ama sayılar için böyle bir durum söz konusu
değil. Uzman ağabeylerimiz, yaptıkları tarihi incelemeler sonunda
görüşlerini açıkladıkları kitaplarında, sayılar hakkında bilgi
verirken bakın neler söylüyorlar:
“Sayıları ilk
bulan devletin hangisi olduğu tam bilinemiyor. Müntesipleri meçhul
devletin arştırmacı yazar çizer entel bilim adamı güruhu, 1 sayısını
ilk bulduklarında buna kısaca ‘bir’ demek yerine ‘Orta-nakolita’
demişler. 50 (yazıyla elli)’yi ise “Rektas-nasetir” olarak ifade
ediyorlarmış. Milyon derken; ilginçtir, onlar da bizimkine yakın
olarak, “Milyon-es” diyorlarmış. Bu bağlamda Bin’e de aslına benzer
bir şey söylüyorlarmış: “Bin-ko”. 2 (yazıyla iki) sayısı içinse bu
saftorikler üç harften oluşan bir kelime bulmak yerine
“Tarta-donatikanit” diye tam onsekiz harften oluşan bir kelime icad
eylemişler.”
Görüldüğü gibi,
eğer uzmanlarımız bu konuya da eğilip bir takım kolaylıklar
sağlamasalardı günümüzde “Abi bana bir milyon iki yüz elli bin lira
borç ver” derken kırk harften oluşan kısa bir cümle kuramayacak,
derdimizi anlatmak için yaklaşık yetmiş harften oluşan “Abi bana
ortana-kolita milyon-es tarta-donatilokanit mertanokaj rektas-nasetir
binko kağıt borç versene” şeklinde bir cümle sarf etme
etkinliğinde bulunmak zorunda kalacaklardı. Ne fark eder demeden önce
şunu dinleyin ya da okuyun; Adam borç isterken bu cümleyi sarf edene
kadar alacaklılar çoktan onun boğazına yapışmış olabilirlerdi. Borç
isteyen hele Mesut Yılmaz gibi konuşuyor ise, varın siz hesap edin
olacakları, tabi sayıların bu günkü ifade şekilleriyle. Ne dersiniz,
daha önceki uzman arkadaşlar bu konuya el atmakta haklılar değil mi?
Şimdi, itiraz
ederek: “Şu uzman ağabeyleriniz sayılar için bulmuşlar da, kuyruklar
için niye bulamamışlar kısaltıcı bir formül; biz kuyrukçu milletiz,
kuyruklar günümüzün neredeyse en önemli sorunu.” Diyebilirsiniz,
yahut sorabilirsiniz. Bu soruyu hiç sormamanızı salık veririm. Neden?
Çünkü, kuyruk konusunda, o konuda uzman olan arkadaşlar çalışsın. Hem
ülkemizin/insanımızın bir sürü problemi var hepsine aynı uzmanlar
arkadaşlar kafa yorsaydı ömürleri yeter miydi sanıyorsunuz kardeşim ya
Allah Allah. Hem onlar da insan,onların da bir canı var, başka işleri
var. Biraz da kendileri, çoluk ve dahi çolukları için çalışmaları
gerektiğini her halde sizler de takdir edersiniz sanırım.
Aslında
bakarsanız kuyruk konusuna çözümler getirmek için uzmanlaşmış
uzmanlarımızda var tarihte. Ama çamaşır makinelerinin kireçlenmesinin
nasıl önleneceği konusunda bilgiler veren uzmanlar gibi reklamlarda
arz-ı endam etmedikleri için bilmiyor durup dururken adamların hakkını
yiyorsunuz. Evet aslına bakarsanız mesele aynen böyle, ama aslına
bakmazsanız mesele böyle değil.
Şimdi biz sayılar
hakkında bu kadar tarihi gelişim bilgisi verdikten sonra asıl konumuz
olan numaralara dönelim: Evet hayatımızın her anında vardır numaralar.
Numaralar açısından hayatı, doğum numarasıyla ölüm raporu
numarası arasında geçen zaman dilimi olarak tarif etsek yeridir.
Doğum
numarasından sonra ilk karşılaştığımız numara annemizin kucağında
hastaneden eve götürülürken tutulan ticari taksinin plaka numarasıdır.
Hemen ardından karşılaştığımız numara ise eve gelen komşularımızın
bizi severken kullandıkları “büyüyecek de koca adam olacak aman”
cümlesinde ifadesini bulan numaradır. Yani bizim büyüyünce büyük adam
olma ihtimalimiz nedir ki di mi. Yani büyüklerimiz bize bir numara
yapmışlardır böyle diyerek. Ama bu numaranın, sözünü ettiğimiz
sayılardan oluşan numarala bir ilgisi yoktur. Sadece adı aynı
harflerle ifade edildiği için andık. Biz devam edelim:
Babamızın
vilayette hükümet konağına gidip de, günlerce süren evrak işlemlerinde
kullanılan numaralardan bahsetmeye sanırım gerek yok, onun için
bahsederek boşu boşunuza zamanınızı almayalım. Büyümeye başlarız,
babalarımızın annelerimizin bize aldığı giyecekler numaralıdır. Gün
gelir tutar babalarımızın elinden okula yazdırılmaya gideriz bize bir
numara verirler: okul numarası. Okulda öğretmenlerimiz
adımızdan çok numaralarımızla tanırlar bizi. Okul numaraları yıllar
geçse bile unutulmaz bazen. Yıllar sonra karşılaştığımız ilkokul
arkadaşımızı görünce “Vay 275 Tacettin” gibisinden sevinç
cümlelerimizi numaralar yardımıyla kurarız mesela. Orta okula
gideriz başka bir numara verirler bize. Tam o numarayı belleriz ki,
liseye gelince oda değişir.
Numaraların
faydaları ve hayatımızdaki yeri saymakla bitmez; okuldan eve
gönderilen devamsızlık mektuplarını, postacı amca, mektubun üstüne
yazılan kapı ve posta kodu numarasından bulur. Hastaneye
yattığımız zamanlarda da bizi ismimizle değil numaramızla anarlar.
Numaralar
verileceği yerin anlamına göre seçilir. Mesela bazıları “yüz numara”
dese de tuvaletlerin numarası çift sıfırdır. Bu numarayı “Çift sıfıra
kadar gittim gelicem” derken kullanırız. Yahut beğenmediğimiz
kimselere “Sen benim gözümde çift sıfırsın” derken kullanırız.
Para durumumuzun
kötü olduğunu ifade ederken yine bir sayı olan beş’ten
yararlanarak beş parasız kaldım deriz. Yine, “Bir Allah’ın kulu
yardım etmedi” derken de bir sayısından yararlanmış oluruz.
Yardım severlik birlik ve beraberlik duygusunu geliştirmek için de
sayıları kullanırız “Bir elin nesi var iki elin sesi var” gibi.
Bir işe
başladığımızda her şeyden önce vergi numaramız olur. Sigorta
numaramız olunca biliriz ki hayatımız biraz daha iyileşmiştir,
sigorta sicil numaramıza sahip olunca sevinçten zıp zıp zıplayarak
başımızı tavanlara bile çarparız, ama bu sevinç SSK hastanesine
gittiğimiz güne kadar sürer,
Hayatımız
numaralarla doludur. Yani bir anlamda çok numaracı bir hayatımız var.
Evimizde bazen acı acı çalan telefonun bile numarası vardır. Hesap
numaramız olduğunda biliriz ki, durumumuz fena değildir. Hele “Şu
fani dünyada bizim de bir cep telefonu numaramız oldu” lafını
etmeye başladığımız an, durum baya baya iyiye gidiyor demektir.
Yaşımızın, boyumuzun, kilomuzun ölçüsü çeşitli numaralarla anılır.
Büyüyünce yani
gençliğimizin kazık kadar adam olduğuma dönemlerine gelince ÖYSM
numaramız olur. İmtihanı kazanana kadar ve üniversiteyi bitirip
işsiz kalana kadar kullanırız bu numarayı. Okulu bitirebilmek
yüksek numaraların kontrolündedir. Ticarete atılıp değişik
numaraları öğrenmeye başladığımız an işler kebap durumuna doğru seyr-ü
sefer eyliyor demektir.
Hayat boyu bir
çok yerden aldığımız kimlik veya tanıtım kartlarımızın hepsinin
numarası vardır. Bazı numaraları, çeşitli numaralar yaparak
değiştirmeyi becerebildiğimiz an hayatımızın en kıyak anlarıdır. Bu
kıyak durumlardan sonra kullandığımız “Yedi sülalemizi besleyecek
kadar paramız oldu, ama sekizinci sülalemiz aç mı kalsın”
şeklindeki bir iyi durum cümlesini edebilmek için bile numaralara
muhtacız.
Eğer medya
patronu veya hatırı sayılır bir mevkideysek el alem veya gazeteciler
bizim önceki durumumuzla bir mukayese yapmaları gerektiğinde yine sayı
ve numaraları kullanarak “İşe sıfırdan başladı” derler. çok
rakamlı teşviki alacağımız zaman isteğimizi yetkililere
bildirirken bile numaralardan pardon sayılardan yararlanmak
zorundayız.
Nisan Kumru |