|
APARTMAN SORUNLARI
Konumuz,
genelde apartmanlar ve özelde
apartman
komşuluğu
Apartmanlar
insanların üst üste, yan yana, alt alta, birlikte ve beraberlikte
yaşadıkları yerleşim birimleridir. Apartmanda ikamet eden sakinlerin
ilişkileri, bir birlerine çok yakın oldukları için sıkı fıkıdır. Bir
birlerine komşuluk ilişkisiyle bağlı olan sakinler bazen,
birbirlerinin haklarına mütecaviz hareketlerde bulunabiliyorlar. Bu
sebeple aralarında sık sık; birinci, ikinci, üçüncü, ila-ahirinci
apartman savaşları çıkar. İlişkileri ne düzeyde olursa olsun
sakinlerin bir birleriyle bir kerecik olsun ağız dalaşına girmiş
olması neredeyse apartman komşuluğunun âdab-ı muaşeretinden
sayılıyor. Bakıyorsunuz bir iki gün öce birbiriyle çok iyi geçinen
iki apartman sakini balkona çamaşır asma konusunda kavga ediyor.
Bu tip kavgaları
genellikle evin kadını başlatır. Onlar saç baş birbirlerine girdikleri
sırada araya diğer kadın sakinler girmeye çalışır, sanki daha önceden
hiç kavga etmemiş kadar pişkindirler. “Ayol hiç çamaşır
meselesinden kavga edilir mi? Birbirinizin yüzüne bakacaksınız, olacak
iş mi sizinki ayol!.” şeklinde barıştırıcı, kavgayı duraksatmaya
yönelik cümleler sarf ederler. Eğer kavga hâlâ devam ederse bu defa
erkekler, yani kavga eden evin beyleri araya girer ve eşlerine: “yürü
sen içeri geç, niye kavga ediyorsunuz kavga edecek ne var bu işte”
mealli, ayırıcı fakat kendi eşlerinin tarafını tutucu laflar etmeden
de yapamazlar.
Apartman
kavgaları meselenin durumuna göre çeşitli sürelerde olabilir. Eğer
kavgada ayırıcı ve arabulucu çözümler etkili olmamış, konsensüs
sağlanamamışsa apartman yöneticisi bey olaya el koyar ve durumu bir
sonraki apartman yönetim kurulu toplantısında masaya yatıracağını
söyleyerek kavgayı sona erdirmeye çalışır. Kavga sona erdikten,
ortalık biraz yatıştıktan ve herkes evine çekildikten sonra, çeşitli
numaralarda oturan bayanlar, yakınlık durumuna göre taraflardan
birinin evine gidip onlarla konuşurlar. Bu konuşmalar, yatıştırıcı
olmanın yanı sıra o an evinde bulundukları hanımın tarafını tutucu
laflar savururlar. Aynı hanımlar, diğer tarafın evine gittiklerinde bu
defa güya onların aralarını düzeltmek amacıyla söylediklerinin tam
tersini söylerler. Arada laf getirip götürmeler böylece çoğalır. Bu
tip ziyaretler genelde “canım büyütmeyin bu meseleyi hadi barışın
da olsun bitsin bu iş” cümlesiyle sona erer.
Apartman Yönetim
Kurulu Toplantıları
ayrı bir alemdir.
Gündemde olan konuların görüşmesi daha başlamadan savunmaya iyi
hazırlanmış avukatları olan beyleri de yanında olan kavgalı hanım
sakinler, hemen meseleye girer ve karşı tarafı hiç dinleme zahmetinde
bulunmadan bağıra çağıra konuşurlar. Bu toplantılarda yüksek perdeden
konuşmak adettendir. Davanın jürisi diğer sakinleridir. Bunların
görevi iki taraftan yükselen sesleri analiz edip, hangisi daha yüksek
sesle konuşuyorsa onu davanın galibi yani, haklı ilan etmektir.
Kimsenin ne dediğinin anlaşılmadığı bu tür kavgalı Apartman Yönetim
Kurulu Toplantılarında yöneticinin yapması gereken tek şey, belirli
periyotlarla: “canım büyütmeyin bu meseleyi, barışın da olsun bitsin
bu iş” sözünü tekrar etmektir. Bazen, konuşmalar ve hareketler
Amerikan filmlerindeki bar kavgaları aratmaz bir hale gelir, diğer
sakin ve sakineler de kavgaya bir ucundan bulaşmıştır. Kimin kime
bağırdığının belli olmadığı bir hal almıştır toplantı. Artık balkona
çamaşır serme meselesi bir kenara bırakılmış, diğer kirli çamaşırlar
ortaya serilmeye başlamıştır. Tartışma bazen o seviyeye gelir ki iş
bazı aile sırlarını ifşa etmeye kadar varır.
Örnek diyalog:
Apartmandaki
insan ilişkileri nasıl olmaz
-Onu bunu bilmem
ben Daver Bey, sizin hanım sererken, iyi sıkmadan seriyormuş
çamaşırları. Balkona serdiğimiz caaanım ayşekadın fasulyeler ıslanmış,
yazın da kurutmalık hazırlayamayacaksak ne zaman hazırlayacağız cevap
versene. Bu işe derhal bir çözüm bulun yoksa ben gerekli yerlere
müracaat etmekte gecikmeyeceğim haberiniz olsun. Karakolda hatırı
sayılır tanıdıklarım var.
-Ya, demek beni polise
şikayet edeceksin Hilmi Bey, durma et de soluğu Şırnak’ta al. Benim de
bakanlıkta hatırı sayılır, ricası emir olan tanıdıklarım var, valla
hiç acımam sürdürürüm seni buralardan ha. Hem benim hatırı sayılır
tanıdıklarım senin hatırı sayılır tanıdıklarını döver.
-Yok ya, aklın
sıra beni tehdit ediyorsun öyle mi? Ben onu bunu bilmem efendim, onu
bunu bilmem; balkondaki kurutmalık o caaanım ayşekadın fasulyeler,
serdiğiniz çamaşırlardan dolayı ıslanmış efendim. Burada açıkça mala
zarar kastı söz konusu.
-Lafınızı bilin de
konuşun beyefendi. Fasulyeleriniz bizim hanımın serdiği iyi
sıkılmamış çamaşırlardan ıslanmadı. Bizim tam otomatik çamaşır
makinemiz var bir defa, en son model, şu reklamlarda çıkanlardan. Onun
en düşük sıkma devrinde sizi sıksak sizin bile bir damla suyunuz
kalmaz Allahıma
-Ya ya ya öyle
mi? O zaman uzaylılar gelip ıslattı, o caanım kurutmalık ayşekadın
fasulyeleri.
-Ne uzaylıları efendim
üst katımızda oturan gazeteci Cemalettin Beylerin Almanya’dan gelen
misafirlerinin çocuğu ıslatmış onları.
-Yani... yani,
çamaşırları o mu asmış balkona ha, küçücük çocuk ha, şu kadarcık..
-Ne alakası var
beyefendi çocuk üçüncü kattan sallamış idrarını.. Bir de Almanya’da
kalanlar görgülü insanlar derler.
-Ya ya ya... Kim
söylüyor bütün bunları?
-65 numaranın hanımı.
Kamile Teyzenin kulağına fısıldarken duymuş bizim hanım, n’aber!..
-Eeeiii, yani...
o ıslaklık ondan mıymış lan!...
-Ondan ya, ondan
ya....
-Olsun olsun...
Tek mesele çamaşır meselesi değil. Dün gece Fredinin Kabusu filmi
oynadığı sırada sizin evden koşuşturma sesleri geliyordu. Onu da mı
Almanya’dan gelen misafirlerin görgüsüz çocuğu yaptı ha?
-Dalga geçmeyin
efendim, bizim çocuk korkmuş biraz filmden. Odasına kaçtı, küçük bir
mesele niye büyütüyorsunuz anlamadım valla!
-Korkuyorsa
seyrettirmeyin efendim. Öyle değil mi? Seyrettirmeyin. Sadece çocuk
muydu korkarak kaçan. Bana, ayak seslerinin içinde büyük bir erkeğin
ayak sesine benzer bir şeyler var gibi geldi.
-Yok daha neler... Her
şeyi edin ama Hilmi Bey, iftira etmeyin. Ben en azılı korku filmlerini
tek başıma seyrettim efendim. Ayrıca konu gürültü olunca benim de
sizden bazı şikayetlerim yok değil. Sizin şu gitarla yaptığınızı
söylediğiniz bestelerin sesi de epey sorun olmaya başladı. Tüm
apartman sizin aptalca bestelerinizi dinlemek zorunda değil efendim.
Çok istiyorsanız gider maydonozşovlendde konser verirsiniz. Yahut
Cemal reşit Rey’de..
-Lütfen sanatıma
iftira etmeyin! Ben kimse sesten rahatsız olmasın diye yavaş
çalıyorum.
-İyi de beyefendi,
normal bir gitardan söz etmiyoruz; elektro gitar sizinkisi.
-Sizin hanımın
ciyaaklamasından daha anlamlı ve az rahatsız edici olduğundan eminim.
-Kim duymuş bu güne
kadar bizimkinin bağırdığını?
-Dallas Naciye
söyledi. Sizin hanıma öğlen çay içmesine gittiklerinde şahit olmuşlar.
Fareyi görünce basmış çığlığı. Ayrıca kadıncağız, sen dövünce de aynı
sesi çıkarıyormuş. Bizim hanım duymuş n’aaaberr!..
-Ya öyle mi, siz de
bir öğrencinizin başına gitar geçirdiğiniz günleri ne çabuk unuttunuz
ha.... Söyle yalan mı?
-Oooo daha neler.
Önce sen bizim hanım üç m Migros'tan aldığı sırt kaşıma elini
çocuğunuza niye çaldırdığınızın bir hesabını ver. Apartman duysa
skandal olur be skandal.
-Konuşturma beni Hilmi
Bey, bir konuşursam apartman çöker.
-Yok canım;
konuşmadan çökerttiniz be apartmanı..............
Nisan Kumru |