nisan kumru Nisan Kumru NİSAN KUMRU nİSAN kUMRU nisankumru NİSANKUMRU
 

 Ana sayfa | Hakkımda | Basında | Eserler | İletişim | Radyo günleri | Yazılarım

 
     
  Yazılarım  
     
 

APARTMAN SORUNLARI

 

Konumuz, genelde apartmanlar ve özelde apartman komşuluğu

 

Apartmanlar insanların üst üste, yan yana, alt alta, birlikte ve beraberlikte yaşadıkları yerleşim birimleridir. Apartmanda ikamet eden sakinlerin ilişkileri, bir birlerine çok yakın oldukları için sıkı fıkıdır. Bir birlerine komşuluk ilişkisiyle bağlı olan sakinler bazen, birbirlerinin haklarına mütecaviz hareketlerde bulunabiliyorlar.  Bu sebeple aralarında sık sık;  birinci, ikinci, üçüncü, ila-ahirinci apartman savaşları çıkar. İlişkileri ne düzeyde olursa olsun sakinlerin bir birleriyle  bir kerecik olsun ağız dalaşına girmiş olması neredeyse apartman komşuluğunun âdab-ı muaşeretinden sayılıyor.  Bakıyorsunuz bir iki gün öce birbiriyle çok iyi geçinen iki apartman sakini balkona çamaşır asma konusunda kavga ediyor.

 

Bu tip kavgaları genellikle evin kadını başlatır. Onlar saç baş birbirlerine girdikleri sırada araya diğer kadın sakinler girmeye çalışır, sanki daha önceden hiç kavga etmemiş kadar pişkindirler. “Ayol hiç çamaşır meselesinden kavga edilir mi? Birbirinizin yüzüne bakacaksınız, olacak iş mi sizinki ayol!.”  şeklinde barıştırıcı, kavgayı duraksatmaya yönelik cümleler sarf ederler. Eğer kavga hâlâ devam ederse bu defa erkekler, yani kavga eden evin beyleri araya girer ve eşlerine: “yürü sen içeri geç, niye kavga ediyorsunuz kavga edecek ne var bu işte” mealli, ayırıcı fakat kendi eşlerinin tarafını tutucu laflar etmeden de yapamazlar. 

 

Apartman kavgaları meselenin durumuna göre çeşitli sürelerde olabilir. Eğer kavgada ayırıcı ve arabulucu çözümler etkili olmamış, konsensüs  sağlanamamışsa apartman yöneticisi bey olaya el koyar ve durumu bir sonraki apartman yönetim kurulu toplantısında masaya yatıracağını söyleyerek kavgayı sona erdirmeye çalışır. Kavga sona erdikten, ortalık biraz yatıştıktan ve herkes evine çekildikten sonra, çeşitli numaralarda oturan bayanlar, yakınlık durumuna göre taraflardan birinin evine gidip onlarla konuşurlar. Bu konuşmalar,  yatıştırıcı olmanın yanı sıra o an evinde bulundukları hanımın tarafını tutucu laflar savururlar. Aynı hanımlar, diğer tarafın evine gittiklerinde bu defa güya onların aralarını düzeltmek amacıyla  söylediklerinin tam tersini söylerler. Arada laf getirip götürmeler böylece çoğalır. Bu tip ziyaretler genelde “canım büyütmeyin bu meseleyi hadi barışın da olsun bitsin bu iş” cümlesiyle sona erer.

 

Apartman Yönetim Kurulu Toplantıları ayrı bir alemdir. Gündemde olan konuların görüşmesi daha başlamadan savunmaya iyi hazırlanmış avukatları olan beyleri de yanında olan kavgalı hanım sakinler, hemen meseleye girer ve karşı tarafı hiç dinleme zahmetinde bulunmadan bağıra çağıra konuşurlar. Bu toplantılarda yüksek perdeden konuşmak adettendir. Davanın jürisi diğer sakinleridir. Bunların görevi iki taraftan yükselen sesleri analiz edip, hangisi daha yüksek sesle konuşuyorsa onu davanın galibi yani, haklı ilan etmektir. Kimsenin ne dediğinin anlaşılmadığı bu tür kavgalı Apartman Yönetim Kurulu Toplantılarında yöneticinin yapması gereken tek şey, belirli periyotlarla: “canım büyütmeyin bu meseleyi, barışın da olsun bitsin bu iş” sözünü tekrar etmektir. Bazen, konuşmalar ve hareketler Amerikan filmlerindeki bar kavgaları aratmaz bir hale gelir, diğer sakin ve sakineler de kavgaya bir ucundan bulaşmıştır. Kimin kime bağırdığının belli olmadığı bir hal almıştır toplantı. Artık balkona çamaşır serme meselesi bir kenara bırakılmış, diğer kirli çamaşırlar ortaya serilmeye başlamıştır. Tartışma bazen o seviyeye gelir ki iş bazı aile sırlarını ifşa etmeye kadar varır.

 

Örnek diyalog:

Apartmandaki insan ilişkileri nasıl olmaz  

 

-Onu bunu bilmem ben Daver Bey, sizin hanım sererken, iyi sıkmadan seriyormuş çamaşırları. Balkona serdiğimiz caaanım ayşekadın fasulyeler ıslanmış, yazın da kurutmalık hazırlayamayacaksak ne zaman hazırlayacağız cevap versene. Bu işe derhal bir çözüm bulun yoksa  ben gerekli yerlere müracaat etmekte gecikmeyeceğim  haberiniz olsun. Karakolda hatırı sayılır tanıdıklarım var.

-Ya, demek beni polise şikayet edeceksin Hilmi Bey, durma et de soluğu Şırnak’ta al. Benim de bakanlıkta hatırı sayılır, ricası emir olan tanıdıklarım var, valla hiç acımam sürdürürüm seni buralardan ha.  Hem benim hatırı sayılır tanıdıklarım senin hatırı sayılır tanıdıklarını döver.

-Yok ya, aklın sıra beni tehdit ediyorsun öyle mi? Ben onu bunu bilmem efendim, onu bunu bilmem; balkondaki kurutmalık o caaanım ayşekadın fasulyeler, serdiğiniz çamaşırlardan dolayı ıslanmış efendim. Burada açıkça mala zarar kastı söz konusu.

-Lafınızı bilin de konuşun beyefendi.  Fasulyeleriniz bizim hanımın serdiği iyi sıkılmamış çamaşırlardan ıslanmadı.  Bizim tam otomatik çamaşır makinemiz var bir defa, en son model, şu reklamlarda çıkanlardan. Onun en düşük sıkma devrinde sizi sıksak sizin bile bir damla suyunuz kalmaz Allahıma

-Ya ya ya öyle mi? O zaman  uzaylılar gelip ıslattı, o caanım kurutmalık ayşekadın fasulyeleri.

-Ne uzaylıları efendim üst katımızda oturan gazeteci Cemalettin Beylerin Almanya’dan gelen misafirlerinin çocuğu ıslatmış onları.

-Yani... yani, çamaşırları o mu asmış balkona ha, küçücük çocuk ha, şu kadarcık..

-Ne alakası var beyefendi çocuk üçüncü kattan sallamış idrarını.. Bir de Almanya’da kalanlar görgülü insanlar derler.

-Ya ya ya... Kim söylüyor bütün bunları?

-65 numaranın hanımı. Kamile Teyzenin kulağına fısıldarken duymuş bizim hanım, n’aber!..

-Eeeiii, yani... o ıslaklık ondan mıymış lan!...

-Ondan ya, ondan ya....

-Olsun olsun... Tek mesele çamaşır meselesi değil. Dün gece Fredinin Kabusu filmi oynadığı sırada sizin evden koşuşturma sesleri geliyordu. Onu da mı Almanya’dan gelen misafirlerin görgüsüz çocuğu yaptı ha?

-Dalga geçmeyin efendim, bizim çocuk korkmuş biraz filmden. Odasına kaçtı, küçük bir mesele niye büyütüyorsunuz anlamadım valla!

-Korkuyorsa seyrettirmeyin efendim. Öyle değil mi? Seyrettirmeyin. Sadece çocuk muydu korkarak kaçan. Bana, ayak seslerinin içinde büyük bir erkeğin ayak sesine benzer bir şeyler var gibi geldi.

-Yok daha neler... Her şeyi edin ama Hilmi Bey, iftira etmeyin. Ben en azılı korku filmlerini tek başıma seyrettim efendim. Ayrıca konu gürültü olunca benim de sizden bazı şikayetlerim yok değil. Sizin şu gitarla yaptığınızı söylediğiniz bestelerin sesi de epey sorun olmaya başladı. Tüm apartman sizin aptalca bestelerinizi dinlemek zorunda değil efendim. Çok istiyorsanız gider maydonozşovlendde konser verirsiniz. Yahut Cemal reşit Rey’de..

-Lütfen sanatıma iftira etmeyin! Ben kimse sesten rahatsız olmasın diye yavaş çalıyorum.

-İyi de beyefendi, normal bir gitardan söz etmiyoruz; elektro gitar sizinkisi.

-Sizin hanımın ciyaaklamasından daha anlamlı ve az rahatsız edici olduğundan eminim.

-Kim duymuş bu güne kadar bizimkinin bağırdığını?

-Dallas Naciye söyledi. Sizin hanıma öğlen çay içmesine gittiklerinde şahit olmuşlar. Fareyi görünce basmış çığlığı. Ayrıca kadıncağız, sen dövünce de aynı sesi çıkarıyormuş.  Bizim hanım duymuş n’aaaberr!..

-Ya öyle mi, siz de bir öğrencinizin başına gitar geçirdiğiniz günleri ne çabuk unuttunuz ha.... Söyle yalan mı?

-Oooo daha neler. Önce sen bizim hanım üç m Migros'tan aldığı sırt kaşıma elini çocuğunuza niye çaldırdığınızın bir hesabını ver. Apartman duysa skandal olur be skandal.

-Konuşturma beni Hilmi Bey, bir konuşursam apartman çöker.

-Yok canım; konuşmadan çökerttiniz be apartmanı..............

 

Nisan Kumru

 
     
     
 
 Ana sayfa | Hakkımda | Basında | Eserler | İletişim | Radyo günleri | Yazılarım
 
     
 

Sitedeki yazı ve belgelerin yayın hakkı saklıdır. İzinsiz yayınlanamaz©                      ◄Geri  Yukarı