nisan kumru Nisan Kumru NİSAN KUMRU nİSAN kUMRU nisankumru NİSANKUMRU
 

 Ana sayfa | Hakkımda | Basında | Eserler | İletişim | Radyo günleri | Yazılarım

 
     
  Radyo Günleri  
     
 

RADYOCU KİMDİR.

 

Radyocu demek; avantalar paylaşılırken, mükellef sofralarda yemekler bir biri ardına inip kalkarken, arsalar pay edilirken, gayri menkuller bölüştürülürken, makamlar el altından cukka edilirken, krediler sorgusuz sualsiz imzalanırken, kârlar dağıtılırken, kimsenin: “Oooo tam zamanında geldin, kaynanan seviyormuş” demediği; aksine, birkaç arkadaşıyla kurabildiği fakir sofrasına giden yolların, “kaynanamız seviyormuş” muhabbetiyle  Londra asfaltına çevrildiği emekçi demektir.

 

Radyocu demek; kız isteme ziyaretlerinde, kız tarafının “oğlumuz ne işe yapar” sorusuna, ana babasının utana sıkıla; “radyoda çalışır” diyebildiği bir garip kel oğlan demektir.

 

Radyocu demek; her gün birkaç öğün, tüm akraba-i talakatın; “eh be oğlum, sen de bir fabrikaya girsen de iş sahibi olsan” dediği, bir iflah olmaz evlat demektir.

 

Radyocu demek; büyük bir radyo kurup çalışanlarına bol para verebilmeyi hayal eden büyük yatırımcı demektir.

 

Radyocu demek; oğlum sen buralarda harcanıyorsun diyenlerin içlerinden “biraz da biz harcasak seni” diye geçirdikleri kişi demektir.

 

Radyocu demek; bir kere eve iş götürebilme rahatına erememiş, ama evini işine taşıma bahtsızlığına bolca ermiş adam demektir.

 

Radyocu demek; stüdyoları ev, masaları yurt bellemiş, mikrofonu azık bilmiş yarı aç insan demektir.

 

Radyocu demek; Çenesinden, düzgün konuşmasından başka sermayesi olmayan, maaşını kasetlere valkman kulaklıklarına, kitaplara, edebiyat dergilerine, bilgisayar disketlerine, cep telefonu faturalarına, buğusu tüten sabah poğaçalarına, aperatif akşam ve sabah yemeklerine, çaya ve sigaraya, sinema ve belediye otobüs biletlerine, arkadaş gezmelerine yatıran, ay sonu cebi boş gezen bir garip kaldırım mühendisi emeklisi demektir.

 

Radyocu demek; Keşfedilmeyi bekleyen yanık sesli inşaat işçisi demektir.

 

Radyocu demek; prodüksiyon stüdyolarında geceleri üşüyen, ama yine de arkadaşı olan mikrofona, mutluluktan sıcaklıktan bahseden insan demektir.

 

Radyocu demek; üç dört senede bir sakinleri değişen, bekar evlerinin ve öğrenci evlerinin dostu demektir.

 

Radyocu demek; Mikrofon açık kalınca dünyası başına yıkılan adam demektir.

 

Radyocu demek, büyüyünce zengin olacağını düşünen büyümüş çocuk demektir.

 

Radyocu demek, kanına bir yerlerden virüs bulaşmış hasta demektir.

 

Radyocu demek; hayatı profesyonelce yaşamak isterken, çekim hatalarını montajda atamamış, böylece amatör bir yaşamın müdavimi olmuş, yalnızların ve yenilmişlerin yaşadığı kovuklarda saklanan, şair ruhlu bir divane demektir.

 

Radyocu demek; aldığı bir telefonla dünyaların sahibi olan insan demektir.

 

Radyocu demek; çalıştığı radyonun ciddiyetini sulandıran zat demektir.     

 

Radyocu demek;  “radyo” kelimesine “–cu” yapım ekini ekleyerek bir hayat çizen sanatkar demektir.

 

Radyocu demek, kaplumbağa misali evini sırtında taşıyan seyyare demektir.

 

Nerde bir radyocu görürseniz onlara iyi davranın, onları kendi hallerine bırakın. Onlara akıl vermeyin, para verin!.. 

 

-Amma da attın be, ulan radyocu görmesem resmen yutturacaksın.

-Öyle deme abi, Radyocu demek kendini acındırmasını bilen demektir.

 

Radyoculuk demek, sandalye ayaklarına dolanan kulaklık; masa ayaklarına dolanan mikrofon kablolarıdır.

 

Nisan Kumru

 
     
     
 
 Ana sayfa | Hakkımda | Basında | Eserler | İletişim | Radyo günleri | Yazılarım
 
     
 

Sitedeki yazı ve belgelerin yayın hakkı saklıdır. İzinsiz yayınlanamaz©                      ◄Geri  Yukarı