|
Adı: Üçüncü Çekmece
Yazar: Nisan Kumru
Türü: Hikaye
Yayınevi: Dergâh
Online
alışveriş için tıklayınız
Hayatımın ikinci kere
nasip olan şehri Erzurum'da; Mareşal Çakmak Asker Hastanesi'nden
1981/3 tertip arkadaşlar ve kitaptaki hikâyemsi şiirleri alıp isim
değiştirerek yakınlarına atacakları mektuplara yazan asker
arkadaşlarım ile, kitabın, mizanpajı tarafımca yapılmış ve sınırlı sayıda
bastığım ilk kopyalarını gören, okuyan dostlarım bu kitabı
hatırlayacaklardır. Üçüncü Çekmece çıktı.
Kitabın hikayesini,
-yarısı kadar bir hikaye çıkarır- Özetleyeyim...
Askere gitmeden önce
oluşmuştu Üçüncü Çekmece fikri... Notlar epey birikmişti. Askerde,
usta birliğinde Erzurum'da (daha önce de okulu bu şehirde
okumuştum. Hava koşullarıyla bir çok şeyden mahrum bırakarak, sizi
gönül koşullarınız, kafa koşullarınızla yüzleştiriyor bu şehir.
Kitaplarla, yazıyla ruh akrabalığınız varsa biraz kaleme
yaklaştırıyor; yoksa ilk bulduğunuz kovuğa çekiliyor gün sayıyorsunuz)
idim. Görevli olduğumuz işler bitince herkes bir kenara
çekiliyordu. Genelde kantinde futbol maçları izleniyordu. Benim aram
olmadığı için, köşeme çekiliyordum notlarımla baş başa kalıyordum.
Asker arkadaşlar mektup
yazıyordu şiir yazıyordu. Ben de hikâye yazıyordum.
Hikayeler cennetidir
askerlik. Bir çok hikâye dinledim, hikâyelerim oldu. Hikâye okudum
mektuplardan. Böyle böyle kendini yazdı hikaye. Bazı bilgilere ulaşmak
için zorluklar da çekmedim değil...
Örneğin:
- Bir bestekâr vardı.
Udiliğiyle ünlüydü eskilerden?
- Coşun Sabah mı?
Düşüne düşüne buldum; Udi
Nevres Bey idi aradığım.
Çarşı izninde bir gün
Taşhan (Oltucular Çarşısı)'dayım. Süs eşyalarının isimlerini öğrenmeye
uğraşıyorum bir yandan da not alıyorum.
-Peki şunun adı ne?
-Ne yapacaksın gardaş
dükkan mı açacaksın?
-Hayır hikâye yazıyorum
-Haaa iyi...
Gün geldi askerlik bitti.
Kitabım bir kaç el gezdi. En son el iyi bir eldi. Sayın Esra Elönü
hanımefendi... Onun sayesinde, bütün kitaplarını okuduğum ve örnek
aldığım değerli yazar Mustafa Kutlu'ya ulaşmıştı. O ve Dergâh
Yayınları'nın kurucusu sayın Ezel Elverdi Bey incelemişler. Bir gün
oturup konuşma fırsatı buldum kendileriyle.
Erzurum, onların,
benim ve Üçüncü Çekmece'nin
ortak şehriydi. Ve
sevdiğimiz şehirdi.
-oOo-
Hikâyenin hikayesini
bırak kendisine gel derseniz:
"Bu alemin zencilerinin,
çekmecelerde mahpus aşklarının uzun metraj öyküsü" bu...
Aşkın klinik deneylerle kanıtlanamadığı zamanlarda mektuplar vardı.
Mektuplarla gelir giderdi haberler, sevgiler.. Özlem ahizeye ulaşmadan
önce kağıda inerdi. En derin en kuytu yerlerde saklanırdı mektuplar.
Çekmecelerin en alttakinde...
Şarkıları vardı aşkların. Makamları vardı şarkıların. Çoğu ses
aksiseda bulmadı, durdu kaldı geldiği yerde. kimi karar'a, en pes
perdeye, başladığı yere döndü. Çok azı mutlu bitti.
Kimilerinin de şarkısı, makamı değişti.
Aynı ayrılışları
yaşayanlar, aslında aynı ailenin üyeleri… Ben "bu alemin zencileri"
dedim; hayata yüzünü eymiş, kenarda duran bu aileye. Ne kadar asil
olmaya uğraşsalar da bir yanları hep zenci kalıyor.
Bu hikaye, çekmecelerde
kalan aşkları anlama çabası; çekmecelerin yardımıyla..
|